1923 yılında Cumhuriyetin ilanıyla, yeni bir Devlet Düzenine geçen ülkemizde doğal olarak toplum kurallarını oluşturan Normlar da tek tek hayata geçirilmeye başlanmıştır.
İlk Anayasanın 1924 yılında tanzimi ile başlayan, devamında da hızlı ve aciliyet arz eden yasaların önemli bir kısmı toplum yapımıza uygun olduğu inanılan Devletlerin Kanunları incelenerek kabul edilen bir mevzuat yapısı kurulmaya çalışılmıştır. Bu süreçte Ceza Kanunu İtalya, Medeni ve Borçlar Kanunu İsviçre, Ticaret Kanunu Almanya ve idari Yargılama Kanunu Fransadan alınmış ve ufak değişiklikler yapılarak yürürlüğe konmuştur.
1925 yılında bizzat Atatürk’ün katılımıyla Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi açılmış, özellikle İtalya ve Almanya dan gelen akademisyenlerin ders verdiği ve uygulayıcıların eğitiminin yapıldığı bir süreçte başlamıştır. Zira yeni toplum ve hukuk düzeninde Hakim, Savcı ve Avukatlık mesleğinin eğitimi verilerek ülkenin ihtiyacı olan yerlerde Adaletin tesisi için gerekli alt yapı çalışmaları yapılmıştır.
Yeni kurulmuş bir Devlette toplumun hak arama ihtiyacı böylece çözülmeye çalışılır iken , dava ve yargılama süreçleri ile ilgili itiraz ve şikayetlenmeleri de beraberinde getirdiği görülmüştür . Adaletin Geciktiği iddiası bunların en başındadır. Peki Adalet neden gecikmekte ve bunun sorumlusu kim yada nelerdir ?
Uygulayıcı olan Hakim ve Savcıları dinlediğimiz de, bu durumdan kendilerinin de rahatsız olduğunu ancak doğru ve sağlıklı karar verebilmek için bütün delillerin toplanması gerektiğini bunun zaman aldığını, her gün Adliyelere intikal eden iş ve dava sayısının çok arttığını, Hakim ve Savcı sayısının yetersiz kaldığını, Çok sık tayinler nedeniyle davaların zamanında bitirilemediği gibi makul gerekçeler sunmakta.Vatandaş ise yargılamanın çok uzama sebeplerinin Adalet e olan güveni sarstığını, açtıkları bir çok davanın yıllarca sürdüğünü, duruşma salonu kapılarında beklemekten bıktıklarını, Devletin bu gecikmelerin sebebini bulup çözmesini istemektedir.
İşte bu aşamada ilk çalışma 2005 yılında değişen ve gelişen toplum yapısı da göz önüne alınarak ;yerli ve milli yasalarımıza geçmek üzere Ceza Kanunlarımızın tamamen değiştirilmesiyle gerçekleşmiş, bunu Medeni Kanun ile Ticaret Kanunumuz izlemiştir. Tabi ki bunlar tek başına yeterli olmayıp, UYAP adını verdiğimiz Ulasal Yargı Ağı Projesi 2006 yılında hayata geçirilmiş, bunu SEGBİS dediğimiz görüntülü duruşmalara başka şehirlerden katılma imkanı getirilmiştir.Tüm bunların yanında Yargının İş yükünü azaltmak için Arabuluculuk, Uzlaştırma gibi yeni hukuk uygulamalarına geçilmiştir. 2019 yılında Birinci Yargı Paketi çıkarılmış bununla birlikte birçok suçta Seri Yargılama Usulü düzenlemesi getirilmiştir.
Devleti güvenilir ve güçlü kılan;Toplumda Adalete olan güveni gerçekleştirmekle mümkün olabileceği hepimizin malumudur. Bu çerçevede Adalete olan inancı güçlendirmek İçin gereken bütün önlemler alınmalı ve hızlıca gecikmesine neden olan çözümler üretilmelidir. 2020 yılında hayata geçirilecek yeni Yargı Paketleri ile yapılacak düzenlemelerle vatandaşın Devlete ve Adalet e olan güvenini ve inancını artırmasını temenni ederim.