Referandum geçti.
Birkaç hamle dışında
Türkiye de aktif siyaset bitti.
Devlet memuru misali,
İktidarda muhalefette halinden memnun.
Bir de Ramazan rehaveti çöktü üstümüze…
Sakinlik, kabulleniş, tepkisizlik…
Ey ahali bu güzel huyları ailenize, sevdiklerinize ve diğer canlılara gösterin.
Devlet işleri başka…
Referandum bitti. Seçim gerginliği de bitti.
Haydi şimdi sıra vaatlerde…
İşsizliğe son,
Pkk terörüne son,
Fetö’nün terörüne son,
Ohal’e son,
Suriye göçüne son,
Adaletsizliğe son!
* * * *
Referandumdan da Evet çıktığına göre alınan kararları uygulamak için neyi bekliyoruz. Önümüzde bir engel mi var?
Diyorsanız ki bunlar hemen olacak şeyler değil ve uzun vadeli devlet politikaları…
Peki neden referandumdan önce sanki bütün bu sorunlar yeni ortaya çıkmış ve hemen çözülecekmiş gibi bir algı oluşturuldu?
Yine derseniz ki devlet adamları, hükümet ve muhalefet yapısı çok değişti? Önce görev değişikliklerini beklemek ve olayları anlamak lazım…
O zaman da şöyle bakmak gerek, Son 15-20 yıldır devlet işleri ve hükümet politikaları iktidarı ve muhalefetiyle aynı kişiler tarafından yönetilmiyor mu?
Ayrıca bu konular zaten bilinen ve çözüm bulunması gereken mevcut Türkiye sorunları değil mi?
* * * *
Türkiye istikrar istiyor. Türkiye, gerek dünyada gerekse bölgemizde söz sahibi olmak istiyor. Ama maalesef ne iç ne dış politika pek moral vermiyor.
Vaat vaat vaat!
Yeter artık Türkiye oyalanmak istemiyor, somut olarak değişmek istiyor.
ABD’nin figüranı olmak istemiyor. Suriye sorunu bitsin istiyor. Rusya tarafından domatesle tehdit edilmek istemiyor.
Başka devletlere boyun eğmeden iş bitirmek istiyor. Terörü bitirmek, işsizlere iş bulmak istiyor.
Fetö, her yere bu kadar sızmışken onların siyasete bulaşmadığına inanmıyor. Öğretmen, polis gibi memurların ve küçük çaplı esnafların dışında dişe dokunur gerçek Fetö operasyonları yapılsın istiyor.
Fetö operasyonları yapılırken fırsat bu fırsat deyip cadı avı yapılsın istemiyor.
Torba yasalarda ne olduğunu bilmediğimiz maddeleri kanun olarak kabul etmek istemiyor. Yeşili ve maviyi korumak, doğaya saygı duymak istiyor. Haklı gerekçelere bile dayandırılacak olsa zeytinleri talan olsun istemiyor.
Yüksek gerilim hattı gibi aşılabilecek bahanelerle şaibeli şekilde 13 şehit vermek istemiyor. Yetişmiş insan gücünü ve bu değerli canları ihmallere ve teröre kurban vermek istemiyor.
Kürsülerden güç gösterisi yapıp devletlerarası arenada geri adım atmak istemiyor.
Pkk terörüyle mücadele ederken stratejik ortak denilen ABD menşeli silahlarla karşılaşmak istemiyor.
Topraklarını üs olarak kullanan milletlere boyun eğmek istemiyor.
Ege adaları bir bir elden çıksın istemiyor. Yunan, elini kolunu sallayarak Türk adalarını işgal etsin ve orda mangal partisi yapsın istemiyor.
Milli menfaatler söz konusu olduğunda tutarlı, güçlü, akılcı, milliyetçi, başı dik, olmak istiyor. Abd veya Avrupa ülkelerinin her dediğine evet diyen bir politika benimsemek istemiyor. İşte bu noktalarda aldığı tavrı sürdürmek gerekirse ancak milli menfaatler çevresinde uzlaşmak istiyor. Türkün gücünü, onurunu kırdırmak istemiyor.
Gelişmiş ve güçlü olmak istiyor,
Lider ve önder olmak istiyor,
Adalet ve hukuk istiyor,
Güvenmek ve insani değerlere saygı istiyor.
Güzel ve güneşli günler görmek, mutlu olmak istiyor.
* * * *
Ve referandum bitti.
Başka Türkiye yok!
Haydi, rehavete kapılmayın, daha yapacak çok
işimiz var…