SOMA; hani kömürün karası ve tahinin helvası ile tanınan coğrafyasında,
Her misafiri geniz yakan kömür kokusuyla karşılayan ve sıcaklığıyla sarıp sarmalayan puslu kent..
Ne çok yaşanmışlıkları var şehrin hafızasında; acılar, sevinçler, hüzünler birbirine kenetlenmiş bir sarmal halinde dokusu ile bir bütün olmuş.
İşte o yaşanmışlıkların kahramanları, elmasın karasını bünyesinde barındıran Somada ekmek parasını kazanmak için ter dökenlerdi ve dökmeye devam edenler.
Linyit lisesinden sonrasının zeytinlik olduğu ve termik santralinin her yerden görebildiğimiz bacalarının olmadığı yıllarda somalı emektarları ile birlikte mesai yapmak için geldiler.
Hatunköyden, Göktaş’tan, akçaavludan, karamanlıdan olan arkadaşlarına Zonguldak tan Bartın’a, Kütahya’dan Sivas’a, Trabzon’dan Orduya tüm Anadolu’dan göç ederek yüklerine omuz vermeye kader ve mesai ortağı olmak için geldiler.
Kimisinin 2 kimisinin 5 çocuğu vardı. Genellikle gecekonduda yada yakınlarına ait evlerin bir odasında kurdular aile sofralarını bir süre..
Geçim derdine gurbet acısının eklendiği hayat mücadelesinin verildiği yıllardı,
Çocuklarının okul kaydını ziraat Bankası arkasında testere kenarlı siyah beyaz fotoğraf çektirerek yaptırıldığı zamanlardı,
Ay sonuna kadar tek bir kuruşlarının olmadığı anlarda, sendika marketinden çek ile erzak alındığı yıllardı,
Madenci kömürlerini evlerine çoluk çocuk çuvallar ile tüm gece taşıyan ailelerdi onlar,
Sümerbank’tan verilen giyim yardımlarını çocuklarına giydiren, işyerinde dağıtılan erzağı evine götüren babalardı onlar,
Analarımızın askere uğurlar gibi işe gönderdiği, vardiya dönüşü sevinçle karşıladığı atalarımızdı,
Hani utanarak okuldan istenenleri söylediğimizde pantolonumu getir diyen uykulu gözlerin sahibiydi onlar,
Kelle koltukta yeraltında ekmeğini çıkarırken, zihni türlü düşüncelerle dolu olan emekçilerdi,
Evlatlarına gün yüzü gösterebilmek için gün yüzü göremeyen yerlerde mesai yaptılar yıllarca,
Yokluğu dibine kadar yaşadığımız yıllarda varlıklarına hasret geçirdiğimiz yıllardı,
Baba kokusunun kömür kokusu ile harman olduğu, emeklerinin karşılığı bir pul kadar olduğu zamanlardı,
Kimisini genç yaşta amansız bir hastalık ile, kimilerini mesai arkadaşları ile birlikte topluca kaybettiklerimizdi onlar,
Somaya simge olmuş Beşyol heykelinin hikayesinin sahipleriydi onlar,
Onlar atalarımızdı, babalarımızdı, emekçiydi, işçiydi, şehitti tüm sıfatlara sahip olan,
Kara elmasın içinde ekmeklerini çıkaran herbiri siyah inciydi,
Onlar elleri öpülesi emek sahibiydi, onlar MADENCİYDİ…
Aramızdan ayrılmış olan ve halen ekmeğini madenden çıkaran tüm işçi kardeşlerimize ve büyüklerimize ithafen….
Sağlık ve huzur dolu günler diliyorum.
Sancar DELİBALTA
Anestezi Tek-Maden Mühendisi İşletmeci-İktisatçı-Yük.Sağ.Yön