İnsanlık tarihi, toplumsal yaşama geçtiği tarihten itibaren; bir takım düzeni koruyucu kurallarında oluşmasına ihtiyaç duymuştur. Zira sosyal yaşamın beraberinde düzen ve intizamı kurabildiği yaşam alanlarında, huzur ve mutluluğun da beraberinde geldiğine şahit olmuşlardır. İnsanlık tarihi, toplumsal yaşama geçtiği tarihten itibaren; bir takım düzeni koruyucu kurallarında oluşmasına ihtiyaç duymuştur. Zira sosyal yaşamın beraberinde düzen ve intizamı kurabildiği yaşam alanlarında, huzur ve mutluluğun da beraberinde geldiğine şahit olmuşlardır.
Toplum düzenini sağlayan kurallara göz attığımızda;yazılı olmayan örf- adet, gelenek ve ahlaki kurallar ile yazılı kurallar olan anayasa, kanun ve kitabi dinlerin olduğu görülecektir. Zaman zaman yazılı ve yazılı olmayan kurallar arasında çatışma olsa da her birinin toplum düzenine faydası olduğu yadsınamaz.
Günümüz toplumuna ve ülkemize baktığımızda, devlet düzenini sağlayan yazılı kuralların Anayasa, Kanun, Tüzük, Yönetmelik ve Genelgelerden oluştuğu ;en çok uygulama alanına da Kanunların sahip olduğu açıktır. Peki kanunlar neye göre, hangi ihtiyaca göre ve nasıl çıkarılmaktadır? Sanayi ve Teknolojinin hızla geliştiği ve değiştiği bu çağda yeni kanuni düzenlemelere ve değişikliklere sürekli ihtiyaç duyulmaktadır. Toplumun ve ihtiyaçların karşılanması için yapılan Kanuni düzenlemeleri yapmaya yetkili kurum, ülkemizde Türkiye Büyük Millet Meclisidir.Yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulan konu ve alandaki bakanlık ve kurum birimleri gerekli alt yapı çalışmasını yaparak konuyu meclis alt komisyonlarına iletir, burada hazırlanan yazılı metin, Meclis genel kurulunda son şeklini alarak yürürlüğe girer.
Peki bundan sonra ne olur? Yasa uygulanmaya başladığı anda, insanlar olumlu yada olumsuz tepkiler vermeye başlar. Örneğin herhangi bir suçtan verilen cezanın yetersiz bulunması, tutuklama ve tahliyeler yada yeni ekonomik sorumluluk getiren düzenlemelere eleştiri ve tepkileri her gün basın ve medyada bol miktarda görmekteyiz.işte tam bu noktada karşımıza KAMU VİCDANI diye bir kavram çıkmaktadır.
Nedir peki bu Kamu Vicdanı?, Toplumda yaşayan insanların herhangi bir olay yada uygulamaya karşılık verdiği refleks tepki olarak açıklayabileceğimiz bu kavram, belki de sosyal yaşamın içindeki bireylerin huzur, barış ve mutluluk içinde yaşayabilmesinin anahtarıdır. Bu çerçevede her kanun düzenlemesi ve uygulama Kamu Vicdanı na uygun olmayabilir. Burada , düzen ve birey arasında ciddi bir çatışma ve kaos başlamaktadır.Son derece riskli olan çatışma, bireylerin Devlete ve Devleti yöneten kurumlara olan güvenini sarsar, beraberinde hak ve adalete olan güveni yok eder. Sonrası ise güvensizlik ortamının yarattığı, herkesin kendi hakkını kendisinin aradığı bir konuma kavuşabilir
Bu nedenle Kanun Yapıcı ve Uygulayıcılarının, yeni düzenleme ve değişiklikler yaparken, mutlak surette Kamu Vicdanını gözetmeleri gerekmekte,ben yaptım oldu yada ben uyguladım oldu mantığı ile asla hareket etmemeleri toplumsal ve bireysel huzurumuz açısından çok önemlidir.