Soma’da Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu KESK’e bağlı sendikalar Eğitim-Sen ve Enerji Sanayi Maden Kamu Emekçileri Sendikası ESM Temsilcilikleri “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü” nedeniyle bir basın açıklaması gerçekleştirdi.
Eğitim-Sen Soma Temsilcisi Bahar Memiş ile ESM Soma ELİ İşyeri Temsilcisi Fatma Erdem’in yaptığı ortak basın açıklaması; 25 Kasım 1960′ da Dominik Cumhuriyeti’nde diktatörlüğe karşı demokrasi ve özgürlük mücadelesi yürüten Mirabel Kız kardeşler dikatatör Trujillo’ nun askerleri tarafından tecavüz edilerek vahşice katledildiler. 1981’de Dominik’te toplanan Latin Amerika Kadın kurultayında; 25 Kasım , “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Ve Uluslararası Dayanışma Günü” olarak kabul edildi. Erkek-Devlet şiddetine karşı mücadelenin simgesi olan ve ”Kelebekler” adıyla efsaneleşen üç kız kardeşin öyküsü bugün tüm dünyada adeta kelebekçesine kanat çırparak özgürlüğe uçmayı sürdüren milyonlarca kadının mücadelesine ışık tutuyor.
Ataerkil kapitalizmin sistematik olarak artırdığı saldırılar, erkek- devlet -sermaye işbirliğinde cinsiyetçi, gerici ve militarist dışavurumlarla biz kadınları daha fazla şiddete ve güvencesizliğe mecbur kılmak istiyor. Ülkemizde bin bir bedelle kazandığımız haklara dönük saldırılar artarak devam ederken, etkisini gün geçtikçe arttıran ekonomik krizle birlikte bize dayatılan yoksulluk ve şiddetle yaşamaya alışmamız isteniyor.
İçinden geçtiğimiz ekonomik ve siyasal kriz en çok kadınları etkileyecektir. Hükümetler tarafından kriz reçetesi olarak sunulan tasarruf tedbirlerinin ve ekonomik daralmanın hesabı ilk başta kadın emekçilere kesilir. İlk işten çıkarılanlar her daim kadınlar olur. Kadın işsizliği ve yoksulluğu artar. Eve bağlılık artacağı için ev içi sömürü ve şiddet artar. Eğitim ve sağlık başta olmak üzere kamusal hizmetlere erişim azalır. Yeni yasal düzenlemeyle nafaka hakkına süre kısıtlılığı getirilerek, çoğunlukla şiddet gördükleri için boşanmak isteyen kadınlar evliliği sürdürmekle ekonomik yoksulluk arasında tercihe zorlanmak istenmektedir.
Milliyetçiliği, muhafazakârlığı ve savaş politikalarını arkasına alarak uygulanan neoliberal ekonomik uygulamalar cinsiyet ayrımcılığını pekiştirip derinleştirirken, kadın emeği esnek parçalı istihdamın vazgeçilmez unsuru haline getirilerek değersizleştiriliyor. Ekonomik krizin faturasını bir yönüyle esnek-güvencesiz çalışmayı yaygın hale getirerek kadın emekçilere kesmeye çalışan iktidar, sosyal güvenlik kesintileriyle de kadınların eve kapanarak erkeğe ve devlete daha fazla bağımlı hale getirilmesi arayışlarına devam ediyor.
2018 yılının ilk 9 ayında 183 kadın ve 10 kız çocuğu erkekler tarafından katledildi, 50 kadın tecavüze uğradı, 162 kadın taciz edildi,279 kız çocuğu cinsel istismara maruz bırakılarak, 316 kadın şiddet sonucu yaralandı. Her güne en az iki kadın cinayeti düşüyorken iyi hal, haksız tahrik gibi cezai indirimler uygulanmaya devam ediyor. Uygulanan cezasızlık politikaları taciz ve tecavüzün artmasına neden oluyor. Üretilen ve pompalanan cinsiyetçi söylemler kadınların sokakta, otobüste, metroda tanımadığı erkeler tarafından kıyafetleri bahane edilerek fiziksel şiddete maruz kalmalarına dayanak oluyor.
Her türlü baskı ve sindirme çabasına rağmen biz kadınlar bugün dünyanın dört bir yanında yine “şiddetin olduğu her yerde direniş de vardır” diyerek, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, ayrımcılığa, ataerkil toplumsal şiddete, aile içi şiddete, gericiliğe, savaşa, militarizme, ırkçılığa ve faşizme karşı; kadın dayanışmasından güç alarak susmuyor, sesimizi, isyanımızı çığlığa dönüştürerek sesleniyoruz: Biz kadınlar, görünen ve görünmeyen emeğimize sahip çıkacağız; krizin bedelini ödemeyeceğimiz bir mücadeleyi hep birlikte yükselteceğiz.
Hayatımıza, bedenimize, kimliğimize, dilimize, emeğimize sahip çıkarak savaşa karşı barışı, sömürüye karşı emeği, özelleştirmelere karşı kamuyu, siyasal İslam’a karşı laikliği, talana karşı doğayı savunacağız.
Bir kez daha gördük ki; kadınlar yanyana gelirse, “yeter” derse umut büyür, unutmayın tutunun! Umut mücadelede ve biz kadınlar isyanda güzeliz!
Bütün kadınları yan yana, kol kola olmaya; bizi içine sıkıştırmaya çalıştıkları çarkta çakıl taşlarını çoğaltıp bu çarkı kırmaya çağırıyoruz. Yoksulluğa, Güvencesizliğe ve Şiddete Karşı Mücadelede Buluşuyoruz!