Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Genel Başkan Yardımcısı Ömer Külahlı, Demokrat Parti İzmir Milletvekili Haydar Altıntaş, parti üyeleri ve siyasiler Soma Sanayi Sitesi esnafını ziyaret ederek sorunlarını dinledi.
13 Mayıs 2014’te hayatını kaybeden 301 madencinin 11. ölüm yılı nedeniyle programını Soma’da yapan Demokrat Partisi Genel Başkanı Gültekin Uysal, bir gün önce gelerek Soma’daki esnafın sorunlarını dinledi. Yarın da 301 Madenci Şehitliğini ziyaret edecek olan Gültekin Uysal, sendikalarla bir araya geldikten sonra programlarına devam edeceğini söyledi.
Esnaf ziyaretleri sırasında vatandaşlarla yapılan söyleşide şunlar konuşuldu: Bir vatandaş çalışamadığını, yardıma muhtaç olduğunu söyledi. Çaresizlik içerisinde olan kişi hırsızlık yapmayı düşündüğünü, ancak onu da beceremediğini ve yapmadığını söyledi. “Yine de Allah’ım yazdıysa bozsun” derken, çözüm bulamayınca işsizlik sonrası dağlara çıktığını, antika aradığını, ancak onu da beceremediğini çünkü çok şişman olduğunu belirtti. “Artık son noktaya geldim, bana yardım edin” dedi.
Soma Sanayi Sitesini gezen Gültekin Uysal ve ekibi, esnafa hayırlı işler dileklerinde bulundu. Dükkanın önünde çay içen esnafla kısa bir söyleşi yapıldı.
Esnaf, “Şu anda para dönmüyor, gitgide kötüye gidiyor” derken, diğer bir esnaf ise “Millet yatırımlarını da artık dışarıya çıkaracak. Artık kimse faize para yatırmasın, kenara para koymasın. Bu şekilde zenginler parayı çıkartırsa bize, esnafa para döner” ifadelerini kullandı.
Demokrat Partisi Genel Başkanı Gültekin Uysal ise “Topyekun bizler düğmeyi iliklemedik, bir kişi düğmeyi yanlış ilikledi. Onun bedelini de 85 milyon kişi çekiyor ve biz çekiyoruz. Diyoruz ki bu tür kararları verenler, yanlış kararları verenlerin bedelini bunlar ödesinler. 85 milyon niye ödesin ki? Faiz oranları ile önceki dönem bakan, şimdiki genel başkan yardımcısı diyor ki ‘param olsa faize yatırırım’.” şeklinde konuştu.
Söze giren esnaf, “Ben burada 5 senelik esnafım, ben mekan sahibi olmam lazım. Ben mekan sahibi olamıyorum, neden? Faizler yüksek olduğu için kredi vermiyorlar bana. Ben nasıl mekan sahibi olacağım, nasıl bir şeyler alacağım? Dükkan kirası, ev kirası, o bu derken elde bir şey kalmadı. 4 yıldır bu faiz politikası ile beraber bütün her şeyin dengesi bozuldu. İnsanların gelir gider maliyetlerine baktığında çok kötü durumda. Perşembenin gelişi pazartesiden belliydi. Şimdi hiçbir şey yokmuş gibi, sanki kararları başkası almış gibi Maliye Bakanı birtakım açıklamalar yapıyor ki güler misiniz, ağlar mısınız?” dedi.
“Türkiye’nin rezervleri cari fazla vererek toplanmadı” diyor, “bilanço içerisinde o kalemden bu kaleme aktardık” diyor. 2 yıldır bu milletin bu faizlere katlanmış olması yanlış politikaların bu piyasayı enflasyonun altında bir oranla Kredi Garanti Fonu’ndan, Merkez Bankası’ndan, diğer kanallardan finanse etmesi sonucu. Şimdi onun bedelini ödüyoruz.
Üreticisi, çiftçisi… neticede burası Türkiye’nin en bereketli ovaları. Elbette Soma Termik Santrali ve maden ocakları var. Daha da büyümesini bekleriz. Burada da esnaflarımız var. Son 20 yılda kaybeden üç kesim var: köylü, çiftçi, esnaflar. İstesek de istemesek de büyük sermayenin karşısında bu konuda devlet de koruyucu değil.
Daha sonra basın açıklamasında bulunan Gültekin Uysal şunları söyledi: “Soma’dayız, 301 maden şehidimize anma programı çerçevesinde biz de buradaki programda bulunalım dedik. Daha önce biz bu konuyu planlamıştık. Türkiye’nin üretim ovalarından bir ovamız Manisa’nın her noktası. Ciddi bir şekilde yakın zamanda da bir don felaketi yaşandı. Esnaflıklarımız var, çiftçilerimizle, Sanayi Odası, çiftçilerimizle ve üreten kesimlerle de hali anlamak, ziyaretler yapmak ve onları dinlemek maksadıyla buradayız.”
“Esnaflarımızı sanayide ziyaret ettik. İş yoğunluğundan tavla oynayanlar da var. Hal hatır sormaya gayret gösterdik. 23 yıldır uygulanan politikalar neticesinde en fazla kaybeden üç kesim var Türkiye’de: köylü, çiftçi, hayvancılıkla uğraşan insanlarımız, esnaflarımız ve emeklilerimizden başlayarak dar gelirli vatandaşlarımız. Bir kısmı yapısal ekonomik faaliyet alanları düşüyor. İşveren esnaflarımızın şu anda işsiz hale geldiğini görüyoruz. Türkiye’de emeklilerin içerisinde Bağ-Kur emeklilerinin çok ciddi kaybının olduğunu görüyoruz. Yıllarca insanlar istihdam yaratmış ama işletmelerini kapatmışlar, dükkanlarını kapatmışlar. Yoksulluğun altında bir gelir ile geçinmeye çalışıyorlar.”
“Buradaki esnaflarımızın halini şu anda görüyoruz. Sadece seçim dönemleri yaklaşınca birtakım kredi gelişmelerle, aflarla Türkiye’deki problemi çözmek mümkün değil. Türkiye’nin yapısal, tabandan tavana sıçraması gerekiyor. Uygulanan politikalarla üretmemeye teşvik eden, çalışmamaya teşvik eden, üreteni cezalandıran, çalışanı cezalandıran Türkiye’de bir cari düzen var. Demokrat Parti olarak itirazımız buna. Türkiye’nin imkan ve kapasitesini biliyoruz. Dün olduğu gibi bugün de yeniden bu iklimi oluşturacak olan siyasetin bilinci içerisindeyiz. Yeniden bu ülkede çarkların işlediği, üretenin cezalandırılmadığı, üretenin alın terinin karşılığını aldığı, her şeyden önemlisi herkesin hukukundan emin olduğu, korkusuzca yaşama hürriyetine sahip olduğu bir Türkiye hayalimiz var. Bu vesile ile ilkelerimizi, değerlerimizi, iddiamızı vatandaşlarımızla paylaşıyoruz.”
“Başta termik santral olmak üzere, termik santrali besleyecek kömür havzasında kömür işletmeleri, linyit işletmeleri ile birlikte kademe kademe nüfusun büyüdüğü önemli bir istihdam sahası, üretim sahası. 94 yılında özelleştirme kanununda hedef bulunmuştur. Aslında özelleştirmeler yapılırken buraların kendilerini yenilemesi, istihdam üretmeye devam etmesi hedeflenmiştir. Burada sadece özelleştirmeden bugünkü işletici firmanın değil, topyekun kamunun sorumluluğu var. Bu tür on binlerce insanın hayatını ilgilendiren alanda piyasanın kendi işleyişi içerisinde birtakım krizlerin geniş toplum kesimlere maliyeti var. Üzerine de 301 madencimizin hayatını kaybettiği bir facia da yaşanınca Soma’da böyle endişeli bir bekleyiş var. Geçen yıllarda da ziyaret yaptığımızda bunu gördük. Geçtiğimiz Ramazan ayında maden sendikalarının sendika başkanları ile de bir araya gelmiştik ve bunları değerlendirmeye gayret gösterdik.”
“Önceliğimiz ‘üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi’ meselesi değil. Burada iktidardan, muhalefet partilerinden de bağımsız bir şekilde Soma’nın ekonomisinin sağlıklı bir şekilde işlemesi önemli. Bir kışı geride bıraktık. Soma’nın ısınması termik santralden sağlanıyor. Bu krizin daha da uzun sürdürülmeden önümüzdeki süreçte ya Enerji Bakanlığı yetkilileri, işletmeci şirket, Soma’nın hem sendika temsilcileri hem yerel temsilcileri bu manada bu endişeli bekleyişe son vererek çözüme kavuşturmalı ve istikrarlı bir üretimin temin edilmesi için bunun adının konması gerekiyor.”
“Ortada bir problem var, ödenmeyen kömür paraları var. İşletmenin kendi iktisadi dengesi içerisinde borçlarını ödediklerini, devlete olan borçlarını da kapatacaklarını söylüyorlar ama netice itibarıyla her geçen gün istihdam kaybına vesile oluyor, Soma’daki ekonominin yavaşlamasına vesile oluyor. Sadece kömür alanında çalışanlar ve termik santral değil, bu sene yaşanan don felaketi de bölgeyi topyekun etkilediği için bunların artı bir maliyeti var. Bizler de bunun takipçisiyiz.”