Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ebediyete intikalinin 80. yılında Soma’da düzenlenen törenlerle anıldı. Cengiz Topel Meydanı’nda düzenlenen törenlere Belediye Başkanı Ali Tulup, Siyasi Parti başkan ve yöneticileri, protokol mensupları, askeri erkan, gaziler, vatandaşlar öğrenci ve öğretmenler katıldı.
Meydandaki Atatürk Anıtı’na çelenk sunumu ile başlayan anma töreni, saatler 09.03’ü gösterdiğinde sirenlerin çalması ve 2 dakikalık saygı duruşunda bulunulması devam etti. Saygı duruşunda bulunulduğu dakikalarda Soma’da adeta hayat dururken, İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından ve Atatürk anıtına karanfil bırakılmasının ardından meydandaki tören sona erdi.
Soma Rıfat Dağdelen Anadolu Lisesi konferans salonunda gerçekleştirilen törenin devamında Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasından sonra günün anlam ve önemini belirten konuşmayı Soma Anadolu Lisesi Tarih Öğretmeni Denyal Koçak yaptı: “Bugün 10 Kasım, Bağımsızlık Savaşımızın önderi, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Büyük komutan Eşsiz Devlet Adamı Atatürk’ü sonsuzluğa uğurladığımız gün.
TÜRK MİLLETİ İÇİN 10 KASIM bir matem günü olmaktan çok Türkiye cumhuriyeti ile birlikte yaşayacak olan Atatürk’ü ve eserlerini anarak geçmiş ve gelecek üzerine yeniden düşünme günüdür. Doğadaki tüm canlılar gibi insanoğlunun da yaşamının bir sınırı vardır. Ancak bazı insanlar vardır ki yaşamları boyunca yaptıkları eserlerle insanlığa yapmış oldukları çalışmalarla yaşamlarından sonra da varlıklarını sürdürürler yaşamını milletine adayan Atatürk “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” diyerek eserleriyle yaşamını sürdüren ender insanlardan biridir. Bugün Atatürk’ü anlamak; Ulusun birliğini ülkenin bölünmez bütünlüğünü koruyarak geleceğe güvenle bakmak bu uğurda her türlü fedakarlığa hazır olmak demektir. Bugün Atatürk’ü anlamak ; kişisel çıkar ve ihtirasların etkisinden uzak bir şekilde Türk yurdu ve ulusu için çalışmak demektir. Bugün Atatürk’ü anlamak: Mutluluğu yalnız kendi ülkesinde değil tüm insanlığın barış içerisinde yaşamasında arayacak kadar insan sevgisiyle dolu üstün bir insanlık anlayışına sahip olmaktır.
Atatürk’ü gerçeği olduğu gibi kabul eden ve ona saygı duyan, aklın ve bilimin rehberliğini kabul eden, kayıtsız şartsız bağımsızlıktan yana olan bir kişilik olarak tanımlayabiliriz. Atatürk’ün Türk milletini büyük bit atılıma hazırladığı ve yönlendirdiği yüzyılda Asya ve Avrupa’nın pek çok ülkesinde totaliter rejimler veya direktörler bulunuyordu. Aynı çağda yaşayan gerek kendi milletleri gerekse dünya için endişe ve korku kaynağı olan bazı liderler bugün ya unutulmuş ya da kötü miraslarıyla anılır olmuştur. Böyle bir dünyada o yabancı bir gazetecinin sorusuna ben kalpleri kırarak değil kazanarak hükmetmek isterim diye cevap vermiştir Atatürk işte bunun için insanlığın gönlünde taht kurmuştur. Atatürk hayatı boyunca sürdürdüğü bağımsızlık ve uygarlık mücadelesindeki tüm gücünü tür ulusuna olan inancından ve güveninden almıştır.
Hem milli mücadele hem de Cumhuriyeti inşa sürecinde daima ileriye bakmış, ileri yürümüştür. Bugün büyük Atatürk’ün yolunda giden bizlere düşen görevde yüzümüzü geleceğe dönmek ufkumuzu geniş hedeflerimizi büyük tutmaktır bunun için 10 Kasımları aydınlık geleceğimize yönelik olduğuna o manevi huzuruna ancak bu şekilde başımız dik anlımız açık olarak çıkabileceğimiz inancında olmalıyız. Atamızın en büyük emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne her yönü ile sahip çıkmalıyız.
Bu düşünceler ile büyük Atatürk’ü 80.ölüm yıldönümünde bir kez daha rahmet ve minnetle anıyoruz. Konuşmama Atatürk’ün şu sözleriyle son veriyorum; ” beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değil. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir.”
